Anadolu’da camiye halı veya kilim sermek eskiden beri süregelen bir gelenektir. Günümüzde hayır veya sevap işlemek isteyenler, vakıf gelirleri bulunsun veya bulun­masın, halkın topluca Namaz kıldığı camilere halı,  kilim veya düz dokuma yaygı (cicim, sili, sumak) türü örtüler temin Ederek cami ‘nin sergi ihtiyacını karşılamaktadır.

        Günümüzde camiler devlet tarafından veya halkın kurduğu dernekler aracılığıyla, kendi arala­rında topladıkları paralarla ya da varlıklı kişiler ta­rafından inşa edilmektedir. Hangi şekilde yapılırsa yapılsın caminin sergisi için bir meblağ ayrılmaz.  Daha çok caminin bina edilmesi önemlidir. Sergi ya müftülüklerin izniyle, kendisinden önce yapıl­mış camilerdeki fazla yaygılarla ya da halkın bağışlarıyla karşılanır. Bazen varlıklı kişiler tarafından da temin edilir.  

        Günümüzde serginin caminin inşası sırasın­ da düşünülmemesi, bina yapıldıktan sonra temini yoluna gidilmesi, çok para gerektirmediği için son­raya bırakıldığı şeklinde yorumlamak mümkünse de, Osmanlılar devrinde de serginin caminin yapı­mı sırasında hazırlandığını görmüyoruz. Sözgelimi İstanbul Süleymaniye Cami ‘nin inşasıyla ilgili bel­gelerde, camide kullanılacak malzemenin cinsi,  nereden getirileceği, çalışan ustalar, yevmiyeleri ayrıntılarıyla verilmesine karşılık, camiye serilecek  örtü hakkında herhangi bir bilgi bulunmamakta­dır. Selçuklular  ve Osmanlılar döneminde sergi­nin cami yapılırken veya yapıldıktan sonra düşü­nülmemesi imkansız gibi görünmekteyse de, örtü  olarak kullanılan bu malzemeleri muhtemelen, ca­mi yapıldıktan sonra, hayır ve bağış yoluyla temin  edildiği fikri dışında bir düşünce akla gelme­mektedir.

        Günümüzde Anadolu’da yaygın bir gelenek  vardır, ister şehirde ister köyde olsun, dokuma bi­len veya bilmeyen kadınlar, öldükten sonra cenaze  üzerine serilip mezarlık dönüşünde, camiye bağış­lanmak üzere, ölümlük halı, kîlim veya düz  dokuma yaygı hazırlarlar. Dokuma yapmasını  bilenler evlenmeden evvel veya evlendikten sonra  kendisine ve kocasına, varlığına göre, halı veya  düz dokuma yaygılardan birisini, tercihen kilim do­kur. Dokuma yapmasını bilmeyenler ise ya satın  alırlar veya ısmarlama yoluyla dokuttururlar. Bu dokumalara ölümlük-dirimlik (halı,kilim) denir. Tüm Anadolu’da farklı isimlerle tanınır. Sözge­limi, Çanakkale yöresinde ölümlük-dirimlik ki­lim. Kayseri, Konya, Niğde, Aksaray civarında ahretlik (ölümlük) halı-kilim, Denizli, Ay­dın yöresinde ise sargı kilimi (tabuta sarılan ki­lim) isimleriyle bilinir.  Bu dokumalar sergi olarak kullanılmaz, alınıp satılmaz. Darda ka­lınsa bile elden çıkartılmaz. Özellikle yaşlı hanımlar tarafından çeyiz eşyası gibi, sandığın bir köşesinde, kefenlik bez ile birlikte saklanır. Camilerde üst üste serilen bu dokumalar zamanla halı ve düz dokuma yaygı katmanları meydana getirirler. Ca­milerin bir halı ve düz dokuma yaygı müzesi gibi olmasının nedeni budur.

Günümüz Camii Halısı Modellerinin en güzellerine göz atın>

http://acikerisim.fsm.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11352/461/Deniz.pdf?sequence=1